Dünyanın Galaksi ve Evrendeki Yeri Nerede?

Gündüz gökyüzüne baktığınızda Güneş’i gece ise Ay’ı, yakın bir kaç gezegeni ve yıldızları görebiliyoruz. Dünyanın çevresinde olanları gözümüzle görüyoruz ama daha ilerisinde ne olduğunu insanoğlu hep merak etmiştir. Yıllar içinde geliştirilen teleskoplarla artık çok daha uzak bölgelere bakarak nelerin olduğunu görebiliyoruz.

Dünyamız güneş sisteminin bir gezegenidir. Merkezinde güneş olan ve güneşin çekim kuvveti ile içinde Dünyanın da bulunduğu gezegenler, uydular ve diğer gök cisimlerinin güneş etrafında yani yörüngesinde dönen yapıya güneş sistemi diyoruz. Bu şekilde Dünyamızın ilk evini bulduk. Güneş sisteminin bir parçasıyız. Ama zamanla güneş sisteminin de başka oluşumların parçası olduğunu fark ettik.

Güneş sistemimiz Samanyolu adını verdiğimiz bir Galaksi içinde bulunuyor. Samanyolu galaksisinin spiral şeklinde kolları vardır. Dünyamızın bulunduğu Güneş sistemi Samanyolu gökadasının Orion kolunda bulunmaktadır. Samanyolu gök adasında yaklaşık 200 milyar yıldız bulunmaktadır. Gök adanın çapı ise 100 bin ışık yılıdır.

Şimdiye kadar Samanyolu gök adasından çıkamadık. Ancak Samanyolu gibi milyarlarca galaksinin var olduğunu biliyoruz. Bize en yakınlarından biri olan Andromeda da bir gök adadır. Samanyolu ve Andromeda birbirilerine doğru yaklaşıyorlar ve bir gün çarpışacaklar. Ama bizim korkmamıza gerek yok. Bu çarpışma birkaç milyar yıl sonra olacak. Ayrıca galaksilerin içlerindeki yıldızların birbirlerine uzaklıkları oldukça fazla olduğu için aslında çarpışma bir birleşme gibi olacak. Yani o zaman geldiğinde belki bir çok gezegen hiçbir şey olmadan yaşamına devam edecek.

Galaksilerin yüzlercesi gruplar oluşturur. Samanyolu, Yerel grup adı verilen gök ada grubunun içindedir. Bu gruplarda süper küme denilen bir yapının üyesidir. Samanyolu’nun bulunduğu yerel grup, Başak süper kümesinin bir parçasıdır. Süper kümeler bilinen ve gözlemlenebilen en büyük oluşumlardır. Şimdiye kadar birçok süper küme tespit edilmiştir. Bu süper kümelerin tamamı şimdilik bizim bildiğimiz ve algılayabildiğimiz evreni oluşturmaktadır.

Dünyamız bu büyük resmin görülemeyecek kadar küçük bir parçasıdır.

Yerçekimi Nedir?

Yerçekimi en basit anlamıyla dünya üzerindeki tüm cisimlerin dünya yüzeyine doğru çekilmesiyle oluşan kütle çekimidir. Yer çekimi olmasaydı tüm cisimler yukarı ve Dünya çevresine yayılarak uzaklaşacaktı. Bu herkesin anlayabileceği basit bir tanımdır. Ancak Yerçekimi görüldüğü kadar basit bir konu olmadığı için tarihi ile birlikte açıklamaya çalışalım.

Yerçekimi tarihimizde pek çok insan için araştırma konusu olmuştur. Milattan önceki Yunanlı filozof Aristo bilinen ilk araştırmacılardandır. Aristo ağır cisimlerin hafif cisimlerden daha hızlı yere düştüğünü tespit etmiştir. Daha sonra Galileo ise cisimlerin farklı hızlarda yere düşmesinin havanını sürtünme katsayısından kaynaklandığını öne sürmüştür. Galileo’ya göre atmosfersiz ortamda cisimlerin sürtünmesi olmayacağı için her cisim aynı hızla hareket edecektir.

Çoğu insanın yerçekimi le ilgili bildiği hikaye Isaac Newton ile başlar. Newton bir elma ağacının dibinde otururken ağaçtan düşen elma ile yerçekimini fark ettiğini bilmeyen yoktur. Tabi bu hikayenin görünen yüzü. Newton kütlelerin aralarında çekim kuvveti olduğunu bulmuştur. Buna Newton’un Evrensel Kütle Çekim Kuvveti deniyor. Kütle Çekim Teorisine göre kütlelerin boyutu ve birbirlerinden uzaklığı çekim kuvvetini etkiler.

Albert Einstein yerçekimini öncekilerden farklı bir şekilde genel görelilik kuramı ile açıkladı. Einstein kütle çekimini uzay-zaman eğriliğinden kaynaklandığını belirtti. Burada konu biraz karışık görünebilir ama basit bir açıklamayla anlaşılabilir. Evrendeki tüm cisimler-kütleler yani gezegenler, güneş ve yıldızlar birer enerjidir. Bunlar doğa olarak hareket halindeler. Bu hareketler kütlelerin yani gezegenlerin birbirleri arasında kütle çekimi oluşturur. Buna en iyi örnek Dünyamızın uydusu Ay örnek gösterilebilir. Ay Dünya etrafındaki dönüşleri denizlerdeki gelgitleri oluşturur. Kütle çekimi nedeni ile Dünya Güneş etrafında Ay ise Dünya yörüngesinde hareket eder.

Einstein’ın Kütle çekimi teorisini anlamak için en basit ve bilinen örneğini anlatalım. Dört kişi ayakta bir çarşafı dört köşesinde gererek tutun. Çarşafın ortasına bowling topu gibi bir top koyun. Küçük misketleri çarşafın yanlarından bıraktığınızda eğimden dolayı bowling topuna doğru gideceklerdir. Bizde bu misketler gibi Dünya yüzeyindeki yer çekimi ile yaşıyoruz.